Ana Sayfa  »  Haberler  »  Haber Detay

DERNEĞİMİZİN KASTAMONU BOZKURT 2021 TAŞKINI ANALİZİ BASIN AÇIKLAMASI

Kastamonu ili, Bozkurt ilçesinin içinden geçen Ezine Çayı havzasında 11 Ağustos 2021 tarihinde meydana gelen taşkınla ilgili olarak; İstanbul Üniversitesi (İÜ) Cerrahpaşa Orman Fakültesinden Prof. Dr. Hüseyin Emrullah ÇELİK, Dr. Öğr. Üyesi Muhittin İNAN, Arş. Gör. Hakan TOPATAN, İÜ Mühendislik Fakültesinden Dr. Öğr. Üyesi Dilek Eren AKYÜZ ve Doğu Anadolu Ormancılık Araştırma Müdürlüğünden Dr. Mehmet Ali BAŞARAN’dan oluşan komisyon tarafından 24-28 Mayıs 2022 tarihlerinde yapılan arazi çalışmasında yukarı ve aşağı havza incelenmiş, meteorolojik veriler, akım verileri, uydu görüntüleri vd. değerlendirilmiştir. Havzada 10 Ağustos 2021 tarihinde öğle saatlerinde başlayan ve gece yarısı duran yağış toprağı doygun hale getirmiştir. Ertesi sabaha karşı tekrar başlayan yağış özellikle yukarı havzaya daha şiddetli yağmış ve yukarı havzadan başlayan yüksek akım (sel) Bozkurt’u etkileyen taşkını meydana getirmiştir. 10 Ağustos 2021 tarihinde Bozkurt ilçe merkezinde saat 15’te meydana gelen 77,8 mm yağış Meteoroloji Genel Müdürlüğü istatistik analizine göre 200 yıl dönüş aralığına sahiptir. Yağıştan sonra şehirde küçük ölçekli bir taşkın meydana gelmiştir. 11 Ağustos 2021 tarihinde ilçe merkezinde sabah saatlerinde şiddetli bir yağış gözlenmemiştir. Ancak yukarı havzada üç saatte 500 yıl dönüş aralıklı yağış değerinden (133,7 mm/sa) daha büyük (149,5 mm) bir yağış meydana gelmiştir. Bu yağıştan kaynaklanan sel, ilçe merkezinde 71 kişinin ölmesine ve büyük maddi zarara yol açan taşkına neden olmuştur.

Taşkını meydana getiren akımın hacmi dikkate alındığında, havzadaki iki HES regülatör kapaklarının tedbir olarak açılmasının böyle bir sorunu yaratamayacağı anlaşılmıştır. Ancak HES’in cebri boru hattı için yapılan kazıdan çıkan malzemenin dereye atıldığı ve bu işlemin dere yatağında riskli olabilecek bir tıkanma meydana getirdiği yöre insanları tarafından dile getirilmiştir.

Derelerin yukarı havzasında bulunan verimli ormanlar, yağışların yüksek akışa dönüşmesini önleyen/yavaşlatan en önemli unsurdur. Yapılan gözlemlerde, Ezine Çayı havzasını içerisine alan orman amenajman planlarındaki meşcere haritalarına göre; yukarı havzadaki arazi kullanımının, arazi kullanma disiplinine uygun olduğu belirlenmiştir. Havzadaki verimli orman alanı oranı %88,3’tür ve Türkiye ortalaması olan %56’nın oldukça üzerindedir. Uydu görüntülerinden elde edilen sonuca göre havzada orman varlığının son yıllarda arttığı belirlenmiştir. Ancak orman arazisinin %10,9’u üzerinde tarım arazilerinin yer aldığı belirlenmiştir. Ezine Çayı havzası, verimli ormanlarla kaplı olmasına karşın yağışın sele dönüşmesi, yağışın şiddeti ve süresinden kaynaklanmaktadır. Ormanın su tutma kapasitesi şiddetli ve uzun süreli yağışla aşılmış ve yüzeysel akış ve ardından sel meydana gelmiştir. Bozkurt ilçesinin köy nüfusu 1965 yılında ilçe merkezi nüfusunun 8 katı iken 1990’ların sonuna doğru merkez nüfusunun altına düşmüştür. Köy nüfusu 1965-2021 yılları arasında sürekli azalarak 17.365’ten 3.985’e kadar gerilemiştir. Öte yandan havzadaki nüfusun %37,3’ü 60 yaşın üzeridir. Nüfusun hem azalması hem de yaşlanması, havzadaki insan kaynaklı tahribatın en aza indiği anlamına gelmektedir. Arazide yapılan gözlemlerde kırsal nüfusun azalmasına ve görece yaşlanmasına paralel olarak tarım alanlarının çoğunun işlenmediği belirlenmiştir. Havzanın orman amenajman planları incelendiğinde, ormanlarının önemli bir kısmının erozyon önleme (toprak koruma) fonksiyonuna ayrıldığı belirlenmiştir. Bölge ormanlarında yüksek verimliliğe bağlı, odun artımının da fazla olmasına rağmen, sürdürülebilir ormancılığın izin verdiği ölçüde ormana fazla eta verilmediği, dolayısıyla Ezine havzasından fazla (aşırı) odun üretimi olmadığı gözlenmiştir.

Şiddetli yağışlar, derelerin taşmasına ve sel sularının taşkın yatağına yayılmasına sebep olmaktadır. Sel ve taşkınlar her havzada milyonlarca yıldır var olmaya devam eden doğal bir süreçtir. Bu süreci dikkate alarak, arazi kullanma disiplinine göre taşkın yatağı yerleşilmemesi, mümkünse rekreasyon alanı, yeşil alan vb. olarak kullanılması gereken bir alandır. Ezine Çayının aşağı havzasında arazi kullanımı, taşkın kontrol disiplinine uygun değildir. Bozkurt ilçesinde özellikle son 20 yıl içinde taşkın yatağındaki yerleşimin arttığı, dere yatağının daraltıldığı görülmüştür. 25-30 m genişliğindeki kıyı duvarları içine alınan dere yatağının 11 Ağustos 2021 akımını iletmeye/taşımaya yetmediği, köprü yaklaşım dolgusu vb. nedenlerle daha da daraltılan kısımlar nedeniyle akımın binalar arasından geçmek zorunda kaldığı, sonuçta akımın yükseldiği ve dere tabanında 5 m’ye kadar ulaştığı belirlenmiştir. Taşkından sonraki iyileştirme çalışması ile yatak genişliğinin 80 m’ye çıkarıldığı görülmüştür. Öte yandan tarihi köprülerin taşkında da tıkanmadan görevini yerine getirmesinden ilham alınarak yeni yapılan köprülerin betonarme kemer tarzında inşa edildiği görülmüştür. Su Yönetimi Genel Müdürlüğü’nün hazırlattığı Batı Karadeniz Havzası Taşkın Yönetim Planı’ndaki taşkın risk haritasında taşkından etkileneceği belirtilen alanlar, 11 Ağustos 2021 taşkınından zarar görmüştür. Taşkın risk haritalarına göre etkilenecek olan alanlarda hastane, okul, spor salonu gibi yapıların 500 yıl dönüş aralıklı taşkın su seviyesinin üstündeki kotlarda inşa edilmesi gerekir. Ancak Bozkurt’ta dere yatağına 300 m uzaklıkta bulunan devlet hastanesinin yenilendiği ve dereye bitişik bir noktada inşaatının devam ettiği görülmüştür. Bir şantiye görünümündeki Bozkurt’ta taşkın yatağındaki yapıların güçlendirilerek aynı yerlere yeniden yapıldığı ancak taşkına karşı önlem alınmadığı belirlenmiştir. TOKİ’nin konutlarının doğru bir tutumla taşkın yatağından uzakta, yamaç ve tepelerin üzerine inşa edildiği görülmüştür. Basında suçlanan orman tomruk deposunun taşkına etkisinin olmadığı, deponun Bozkurt şehrinin deniz tarafında yer aldığı, taşkına kapılan tomrukların denize gittiği belirlenmiştir. Şehrin ortasındaki Merkez Köprüsü’nü tıkayan taşıntı ise tomruk değil, yüksek akımın dere kıyılarında bulunan ağaçları devirerek sürüklediği, dalları ve kabukları sürüklenme esnasında ortadan kalkan gövdelerdir. Ağaç gövdeleri ve kayalar ile diğer malzemeden oluşan taşıntı (moloz), köprüyü tıkamış ve akımın şehre taşmasına neden olmuştur. Bu molozu tutmak amacıyla Ezine Çayının memba tarafında büyük kollarından Keşlik Çayı üzerinde, şehrin yukarısında bir adet süzücü baraj (geçirgen tersip bendi) ve mansabına bir adet kapalı taşıntı barajı inşaatının devam ettiği gözlenmiştir. Ezine Çayının şehre mansaplanan Maraz Çayı üzerinde de bir taşıntı barajı inşa edilmiştir.

ÖNERİLER:

  • Yukarı havzada ormanı korumaya ve verimliliğini arttırmaya yönelik ormancılık uygulamasına devam edilmelidir. 
  • Genel bir ilke olarak derelerin kenarlarındaki taşkın yatağı boş bırakılmalıdır. Bu alan piknik alanı veya yeşil alan gibi kullanılmalı ve imar planlarında bu alanlarda yapılaşmaya izin verilmemelidir. Böylece bir taşkın oluştuğu zaman akımın zarar vermeden/felakete dönüşmeden geçebileceği bölge boş bırakılmış olur. 
  • Bir afet halinde toplumun sağlık ve barınma açısından en çok ihtiyaç duyduğu hastaneler, okullar, spor salonları ile kamu binaları ve kitlesel kullanım binaları 500 yıllık dönüş aralığına sahip taşkın su seviyesinin üstündeki kotlarda inşa edilmelidir.
  • Yukarı havzada özellikle dere kenarlarındaki yüksek akımlarda sökülüp aşağı taşınan çapı 15 cm’den büyük ağaçlar, orman mühendislerinin kontrolunda kesilmelidir.
  • Yukarı havzadan gelecek molozu tutmak amacıyla Ezine Çayının Keşlik kolunda inşa edilen süzücü baraj gerekiyorsa derenin diğer kollarında da uygun boyutlarda inşa edilmelidir.
  • Mevzuatımıza göre dere yataklarına moloz vb. malzeme dökmek yasaktır, bu kural kararlı bir şekilde uygulanmalıdır. 
  • Dere yatağının kesitinin küçültülmesi engellenmelidir. Kesiti daraltan bina, köprü vb. tüm yapılar gözden geçirilmeli, akımın kabarmadan geçemeyeceği tespit edilen yapılar kaldırılmalı veya yenilenmelidir. 
  • Taşkın yönetimi için yüzeysel akışı yayarak, depolayarak, sızdırarak, dolaştırarak, yavaşlatarak pik debiyi azaltıcı ve geciktirici mühendislik önlemleri alınmalıdır. 
  • Taşkın risk haritalarına uyulmalıdır. Bu haritaları uygulamak yasal zorunluluk haline getirilmeli, uymayan yöneticilere yaptırım getiren yasal düzenlemeye gidilmelidir. 
  • Risk haritalarına göre taşkın riski bulunan arazide yer alan binalar bir teşvik yöntemiyle güvenli kısımlara taşınmalıdır. Bu bölgelere yeni yapıların yapılmasına izin verilmemelidir. 
  • Şehir geçen derelerin kanal kesitleri, bazı şehirlerimizde uygulanmakta olduğu gibi 500 yıl dönüş aralıklı akıma göre belirlenmelidir. 
  • Taşkın yatağına yerleşim yasağı partiler üstü bir politika, bir kırmızı çizgi olarak benimsenmeli ve farklı siyasi görüşten tüm belediyeler tarafından uygulanmalıdır.

KAMUOYUNA SAYGI İLE DUYURURUZ.

04.07.2022 TÜRKİYE ORMANCILAR DERNEĞİ

    

YOUTUBE VİDEO


5.7.2022

Bu yazı 339 kez okundu...