Ana Sayfa  »  Haberler  »  Haber Detay

BİLİM KURULU ÜYEMİZ PROF. DR. DOĞANAY TOLUNAY'DAN ÇÖLLEŞME VE KURAKLIK GÜNÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMALAR

Dünyamız ve insanlığın geleceği çölleşme ve kuraklık yüzünden tehlike altında.  Çölleşme, iklimsel olarak kurak ve yarı kurak bölgelerdeki arazi tahribatlarıdır.  Bu tahribatlar, dünyanın her yerinde olsa da iklim olarak kırılgan olan kurak ve yarı kurak alanlarda tahrip edilen arazilerin yeniden eski haline gelmesi oldukça zordur. 17 Haziran günü konuya dikkat çekmek için Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü olarak ilan edilmiştir.

Ülkemizin en önemli tarım alanları iklim değişikliğine bağlı olarak gelecekte daha da kuraklaşma tehdidi ile karşı karşıyadır. Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan çölleşme hassasiyet haritasına göre Ülkemizin % 23’ü yüksek ve % 51’i orta hassasiyet sınıfına girmektedir. Bu bölgeler aynı zamanda ülkemizin en önemli tarım alanlarıdır ve iklim değişikliğine bağlı olarak da gelecekte daha da kuraklaşması beklenmektedir. Çölleşme ve kuraklıklar önce su krizine, su krizi de gıda krizine dönüşmekte bu da gıda güvenliğini ve güvencesini riske atmaktadır.

İklim değişikliğine rağmen ülkemizde kuraklıkla mücadele edilmemektedir. Ülkemizin büyük bir kısmının yarı kurak bir iklime sahip olmasına, artan nüfusuna paralel olarak su ile gıdaya olan talebin de artmasına ve etkisini her geçen gün hissettiren iklim değişikliğine rağmen su kıtlığı ve kuraklıklarla mücadele etmiyoruz.

Tarım, orman ve mera arazilerimizi tahrip ettiğimizin dâhi farkına varmıyoruz.  Diğer yandan tarım arazileri yoğun bir yapılaşma baskısı altında ve giderek azalıyor. Kentlerin çevresindeki tarım arazileri hızlı bir şekilde arsaya dönüşüyor.

Çölleşme ve kuraklıklarla mücadele için öncelikle arazi kullanım planlaması yapılmalı tarım, orman ve mera arazileri korunmalıdır. Anadolu’da binlerce yıldır devam eden tarım ve hayvancılık nedeniyle bitki örtüsü yok olan, erozyona uğrayan, organik maddesini kaybeden tarım alanlarını ve meraları restore etmek için bir seferberlik başlatılmalıdır.

Tarım alanlarında ekilecek ürünün belirlenmesinde yörenin iklimi temel alınmalı, yarı kurak alanlarda az su tüketen tarım bitkileri teşvik edilmelidir. Oldukça eğimli topoğrafyaya sahip olan ülkemizde eğimli alanlarda çok yıllık bitkilerin dikilmesi, teraslar yapılması, toprak işlemenin eğim dikkate alınarak su erozyonuna yol açmayacak şekilde yapılması da alınabilecek önlemler arasındadır. Yağış sularının toprağa sızdırılması aynı zamanda sellerin de önlenmesine katkı sağlamaktadır.

Ne yazık ki ülkemizde suyun verimsiz kullanılmasına ve toprakların tuzlanmasına neden olan vahşi sulama oldukça yaygındır. Bu durum uzun yıllar kuru tarım yapan çiftçilerimizin sulu tarım konusundaki bilinçsizlikleri ve ne kadar çok su o kadar fazla verim şeklinde düşünmelerinden kaynaklanmaktadır.

Ülkemiz çölleşme ile mücadele kapsamında bir genel müdürlük kurmuş ilk ülkedir ve çölleşme ve kuraklıkla mücadele konusunda politikaları ve eylem planları mevcuttur. Ancak bu politikaların uygulamaya aktarılmasında sorunlar yaşanmaktadır. Bu politikaların kâğıt üzerinde kalmaması çiftçilerin refah düzeyini de arttıracak şekilde kırsal gelişmeyi sağlayarak, çiftçilerin kuraklığa dayanıklı ürün yetiştirmesinden kaynaklanacak zararlarını karşılayarak, daha az su ve kimyasal kullanarak daha fazla ürün sağlayabilecekleri iyi uygulama örneklerini arttırarak mümkün olacaktır.

Prof. Dr. Doğanay Tolunay

TOD Bilim Kurulu Başkanı


17.6.2022

Bu yazı 157 kez okundu...