Ana Sayfa  »  Haberler  »  Haber Detay

MAKİ SAHALARI YANGINLA MÜCADELE GEREKÇESİYLE ODUN ÜRETİMİNE KONU EDİLELEMEZ!

MAKİ SAHALARI YANGINLA MÜCADELE GEREKÇESİYLE ODUN ÜRETİMİNE KONU EDİLELEMEZ!

Orman Genel Müdürlüğü (OGM), Silvikültür Dairesi Başkanlığının, 15/02/2022 tarih ve E-28495900-175.99-3513065 sayılı talimatı ile maki sahalarının yangınla mücadele gerekçesiyle odun üretimine konu edildiği anlaşılmaktadır. Ancak söz konusu talimat incelendiğinde maki tanımı da dahil olmak üzere, makinin yangınla ilişkisi, maki vejetasyonunun sahip olduğu ekolojik ve biyolojik özellikler ve buna bağlı olarak sağladığı ekosistem hizmetleri ile silvikültür tekniği ve terminolojisi açısından önemli eksik ve yanlışların bulunduğu görülmektedir.

Son yıllarda amenajman planlarında maki ve sert yapraklı ormanların “Mak” rumuzu ile planlamaya dâhil edilmesi, yıllarca yasalarla orman dışına çıkarılmaya çalışılan ya da özel ağaçlandırma çalışmalarına konu edilen bu sahaların planlı yönetimi açısından önemli bir gelişme olmuştur. Ancak maki ve sert yapraklı ormanlar yerel olarak farklılık gösteren ekolojik ve biyolojik karakterlere sahiptir. Bu nedenle sadece “Mak” rumuzu ataması yapılarak bu sahaların üretime konu edilmesi ve tamamen yangına uyumlu olan bu ekosistemlerin yangınla mücadeleyi zorlaştıran bir yapı olarak gösterilmesi çağdaş ormancılık yaklaşımıyla uyuşmamaktadır.

Bilindiği gibi orman yangınları jeolojik çağlardan bu yana meydana gelen olaylardır. Geçtiğimiz yıla kadar orman yangınlarında makilik diye nitelendirilen sert yapraklı ormanlar ve kızılçam ormanları yangının sorumlusu ve yangını artıran nedenler olarak değerlendirilmemişti. Var olan ekosistem yapısı Akdeniz ikliminin doğal bir sonucudur. Bu nedenle yangınla mücadelede zorlaştırıcı neden olarak bu alanlar değil uygulanan politikalar ve yaklaşımlar irdelenmelidir. Maki tanımlamasıyla ilgili olarak yapılan en büyük yanlışlardan biri Akdeniz iklimi etkisi altındaki sert yapraklı türlerin egemenliğindeki bitki örtüsünün çalılık olarak tanımlanmasıdır. Oysa bugün maki olarak bilinen sahaların önemli bir kısmı sert yapraklı orman formundadır. Bu sahalara egemen olan bitkiler incelendiğinde çoğunluğunun ağaç formuna ulaşan türlerden olduğu, çalılık durumunda olan birçok alanın da aslında otlatma, yakacak odun temini vb. insan kaynaklı faktörler nedeniyle bugünkü yapılarına dönüşmüş alanlar olduğu görülmektedir.

Maki tanımlamasına yönelik olarak yapılan bu yanlışın “herdem yeşil çalı türlerinin ve bir kısmını da ağaç ve ağaççıkların meydana getirdiği bitki örtüsü” ifadesiyle talimattaki tanımda da yapıldığı görülmektedir. Üstelik talimattaki maki tanımlaması “hatta dikenli ağaççık ve çalılardır” ifadesiyle sonlanmaktadır. Bu ise makinin bitki örtüsü mü yoksa bitki mi olduğu şeklinde bir tutarsızlığın oluşmasına neden olmaktadır.

Akdeniz sert yapraklı orman ve çalılıkları yangına uyumlu ekosistemlerdir. Bu özelliğe sahip bir ekosistemle ilgili olarak yangınla mücadelede güçlük yaratıyor denilerek tam alanda odun üretimi gerçekleştirmek ve bunu birçoğu verim gücü yüksek olan alanlarda “canlandırma kesimi” adı altında yapmak ne yangınla mücadele ne de silvikültür teknikleri ile uyuşmaktadır. Nitekim Talimatın maki alanlarının planlanması ile ilgili kuralları da içeren 289 Sayılı Tebliğ ile de çelişkiler içerdiği görülmektedir. Yangınla mücadele kapsamında yerleşim yeri ve yol kenarları gibi alanlarda yanıcı yük yönetimi uygulamaları gerçekleştirmek mümkündür. Ancak 10 hektarlık alanlar belirleyerek tam alanda canlandırma kesimi adıyla kesimler yapmak yangınla mücadeleyle değil ancak baltalık işletmeciliğiyle ilişkilendirilebilir. Nitekim yapılacak çalışmaların baltalık işletmeciliği olacağı görülmektedir. 2 Kızılçam ormanlarında geniş alanlarda ara ve alt tabakada yer alan sert yapraklı türler üzerinde yapılacak kesimleri de yangınla mücadele kapsamında değerlendirmek mümkün değildir. Yapılması planlanan bu uygulama ile de bu tür orman kuruluşlarının sahip olduğu biyolojik ve ekolojik zenginliğin dikkate alınmadığı ve yaban hayatı açısından ortaya koymuş olduğu değerin görmezden gelindiğini anlaşılmaktadır. Bu ise OGM’nin benimsediği ekosistem ve biyolojik çeşitlilik temelli orman yönetiminden uzak bir tavır olarak ortaya çıkmaktadır.

Belirtilen tüm eksiklik ve uyumsuzluklardan dolayı bahse konu OGM’nin 15.02.2022 tarihli talimatı bir an önce iptal edilmelidir. Bu ekosistemlere yangınların suçlusu gibi davranmak yerine, sahip oldukları ekosistem hizmetlerini korumak ve geliştirmek ormancılığın esas görevi olmalıdır. Bu kapsamda öncelikle terminolojik olarak tanımların doğru yapıldığı, sert yapraklı ormanlar ve çalılıkların sahip olduğu biyolojik ve ekolojik zenginliklerin dikkate alındığı, biyolojik çeşitlilik ve doğa koruma, toprak ve su koruma, odun dışı orman ürünleri, yaban hayatı vb. çok yönlü ürün ve hizmetlerin ortaya konulduğu fonksiyonel bir planlama sürecine hızlı bir şekilde geçilmelidir.

KAMUOYUNA SAYGI İLE DUYURURUZ.

20.04.2022 TÜRKİYE ORMANCILAR DERNEĞİ

https://www.youtube.com/watch?v=rsNRhn5VJIY&t=575s

 


20.4.2022

Bu yazı 237 kez okundu...