Ana Sayfa  »  Haberler  »  Haber Detay

KORUNAN ALANLARIN TESPİT, TESCİL ve ONAYINA İLİŞKİN USUL ve ESASLARA DAİR YÖNETMELİK DEĞİŞİKLİĞİ HAKKINDA BASIN AÇIKLAMAMIZ

Çok değil daha beş gün önce zeytinliklerin madenciliğe kurban edilmesiyle ilgili yaptığımız basın açıklamasına şöyle başlamıştık;

“Son yıllarda özellikle birileri, her gün ne yapsak da topraklarımıza, sularımıza, ormanlarımıza kısaca tüm doğal varlıklarımıza nasıl daha çok zarar versek diye düşünüyor, planlıyor ve sonra pervasızca hayata geçiriyorlar!”

Resmi Gazetenin 5 Mart 2022 tarihli sayısında yayımlanan, Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelikte yapılan son değişiklik, bu öngörümüzde ne kadar haklı olduğumuzu bir kez daha teyit etmiştir.

Mevcut Yönetmelikte “Kesin Korunacak Hassas Alanlar” şöyle tanımlanmaktadır:

“Bölgesel, ulusal veya dünya ölçeğinde olağanüstü ekosistemlerin, türlerin, habitat ve jeolojik jeomorfolojik özelliklerin korunduğu, genel olarak insan etkisi olmadan meydana gelmiş, insan faaliyetleri sonucu bozulma veya tahrip olma riski yüksek olan alanlar…”

Yapılan son değişiklik ile gerektiğinde insanların bölgeye girişlerinin engellendiği, sadece bilimsel araştırmalara konu edilebilecek ve hiçbir yapılaşmaya izin verilmeyen “Kesin korunacak hassas alanlar”, yine “kamu yararı” ve “zorunluluk” gerekçeleriyle atık su, içme suyu, doğalgaz ve elektrik hatları; ulusal güvenlik için zaruri tesisler, orman yangın yolları, orman bakım ve onarım faaliyetleri ile balıkçılığa açıldı.

Kamuoyuna soruyoruz; bu kadar faaliyete izin verilen bir alanın kesin korunacak hassas alan olma niteliği kalabilir mi?

“Doğal yapısı değişmemiş veya az değişmiş, modern yaşam ve önemli ölçüde insan faaliyetleri tarafından etkilenmemiş, doğal süreçlerin hâkim olduğu, koruma amaçlarına uygun olarak yörede yaşayanların alanın mevcut kaynaklarını kullanmasını sağlayarak doğal hayata dayalı geleneksel yaşam şekillerinin korunduğu kara, su, deniz alanları” olarak tanımlanan “Nitelikli doğal koruma alanlarında” ise durum daha da vahim!

Mevcut Yönetmelikle izin verilen yatırım faaliyetlerine ilaveten; kesin korunacak hassas alanlarda izin verilen atık su, içme suyu, doğalgaz ve elektrik hatları; ulusal güvenlik için zaruri tesislerin yanı sıra ulaşım hatları ile bunların zorunlu yapıları, trafo, haberleşme servisleri, açık otopark ve arıtma tesislerine de izin verilmektedir.

Tür ve habitat çeşitliliği bakımından Akdeniz kuşağındaki en zengin ülkelerden biri olan ve yüksek endemizmiyle bilinen Ülkemizde resmi verilere göre 2020 yılı itibarıyla korunan alanlarımızın toplam net büyüklüğü 67.773 km2 ve ülke yüzölçümüne oranı %8,7’dir. Bu oran Dünya genelinde %13,2, Avrupa Birliği’nde ise 25,9’dur.

Şimdi yatırımcılara ve yöneticilere sormak gerekiyor; Ülkenin %91,3’ünde anılan bu faaliyetler tamamlandı da sıra korunan alanlara mı geldi?

Kıyılar, topraklar, tarım ve hayvancılık, halk sağlığı ve doğal çevre ile ormanların korunması ve geliştirilmesi, Anayasanın 43, 44, 45, 56 ve 169’uncu maddeleri ile güvence altına alınmıştır.

Bu güvenceyi yerine getirecek vatandaşlar ve Devletin ilgili birimleridir. Vatandaş olarak bizler, doğal varlıklarımızı korumak için gereken tüm çabayı gösteriyoruz. Devletin birimlerinden de aynı çabayı beklemek en doğal ve yasal hakkımız değil mi?

Son zamanlarda gün geçmiyor ki doğal varlıklarımızla ilgili yeni bir olumsuzlukla karşılaşmayalım! Sürekli savunma halindeyiz. Dün Köroğlu Dağı, Uludağ Milli Parkı, Zeytinlikler... Bugün tüm korunan alanlar. Yetmedi mi? Daha ne kadar sürecek bu talan?

Yapılan yanlıştan bir an önce dönülerek, yönetmelik değişikliği iptal edilmeli ve korunan alanlar gerçek anlamda korunmalıdır.

KAMUOYUNA SAYGI İLE DUYURURUZ. 07.03.2022

TÜRKİYE ORMANCILAR DERNEĞİ

TOD Yönetim Kurulu

 

  


7.3.2022

Bu yazı 224 kez okundu...