Ana Sayfa  »  Haberler  »  Haber Detay

Kazdağları'nda altın aranmasına karşı basın açıklaması

Kazdağları'nda altın aranmasına karşı basın açıklaması

Derneğimiz Genel Merkezi'nde Türkiye Ormancılar Derneğimizle birlikte TMMOB Orman Mühendisleri Odası İzmir Şubesi ve Tarım Orman İş Sendikası 09 Ağustos 2019 Cuma günü saat 12:00'de basın açıklaması düzenledi.

                        

         Cumhuriyet Gazetesi                                               Amerika'nın Sesi (Voice of America)

Oldukça ilgi gören açıklamamız şu şekildedir:

DÜNYA MİRASI KAZ DAĞLARINDAN ELİNİZİ ÇEKİN!

Yeryüzündeki yaşam sürekliliğinin teminatı olan ormanlar, artan insanın etkisiyle birlikte sürekli baskı ve tehditlerle karşı karşıya kalmıştır. İnsan kendi kültürünü yaratması, kentlerini kurması, tarımsal ve endüstriyel üretimini gerçekleştirilmesi için, sürekli yeni kaynaklar aramış, çevresini değiştirmiştir. Bu tarihi süreç içinde, özellikle orta çağdan itibaren, madencilik önemli bir yer tutmuştur. Pek çok maden kaynağı ormanların içerisinde bulunmuş, keşfedilen madenleri çıkarmak için maalesef ormanların yapısı değiştirilmiş ve tahribatlar meydana gelmiştir. Sürekli madencilik adına ormanlardan vazgeçilmesi istenmektedir. Oysa ormanlar da bir zenginlik kaynağıdır. Üstelik, ormanlar önce yakın çevresine, ardından içinde bulundukları ülkeye ve ardından, ayrım yapmaksızın tüm dünyaya ve canlılara çeşitli değerler üretmektedir. Ormanların ürettiği değerleri, elde edilen odun hammaddesinin piyasa değeriyle ifade etmek, günümüz dünyasında artık sığ bir anlayış, yetersiz bir bakıştır. Ormanlar bazılarına odun hammaddesi sunarken, bazılarına rekreasyonel hizmet vermekte, bazılarını sellerden korurken, bazılarının su kaynaklarını korumaktadır. Günümüz insanına bunları sunarken, gelecek insanlar için miras değerleri üretmekte, seçenek değerlerini barındırmaktadır. Ormanlar bünyesinde sakladığı varlık değeriyle tüm canlılar için vazgeçilmez özellikler taşır. Bugün ve gelecekteki insanlık için bu önemli üretimlerin yapıldığı yerlerden biri de Kaz dağlarıdır. Ülkemizin en güzel coğrafyası olan Biga yarımadasının güneyinde yer alan Kaz dağları barındırdığı tarihsel, kültürel, ekolojik ve ekonomik değerleri nedeniyle, yeryüzünün en özgün yaşam alanlarının başında gelmektedir. Yörede bulunan ormanlar; bölgede yaşayan yaklaşık bir buçuk milyon insanın, çok çeşitli bitki türlerinin, yaban hayatının, meraların, tarım alanlarının ve en önemlisi su kaynaklarının sigortası konumundadır. Kaz dağları; endemik tür yoğunluğu olan bir bölgedir. Endemik tür başka yerlerde görülmeyen tür demektir. Kaz dağlarında 800 civarında bitki türü tespit edilmiştir. Bu türlerin 79 adedi endemiktir. Bilimsel adı Abies equi-trojani olan Kazdağı Göknarı adını Kaz Dağından alır ve sadece Biga Yarımadası üzerindeki lokal bir bölgede yayılış gösterir. Bu nedenle önemli bir endemik türdür. Bu bölgede 40 adet memeli türüne ek olarak, 15 amfibi (iki yaşamlı) ve sürüngen familyasından 34 türe ait 190 örnek ve 147 kuş türünün yaşadığı tespit edilmiştir. Kanadalı Maden şirketi Alamos Gold tarafından işletilmek üzere verilen 203,80 hektarlık aday maden sahası Çanakkale İli ve Bayramiç İlçesi sınırları içinde kalmaktadır. Aladağ ve Kirazlı Orman İşletme Şefliklerindeki sahanın tamamı kızılçam, karaçam ve meşe türlerinden oluşan verimli ormanlık alanıdır. ÇED raporuna göre 45.650, Orman Genel Müdürlüğü’ne göre (OGM) 13.400, TEMA'ya göre ise 195.000 ağacın kesildiği ifade edilmektedir. Oysa belirtilen alanda sürgünden gelen bireyler de hesaplandığında, kesilen ağaç miktarının açıklanan rakamlardan çok daha fazla olduğu bir gerçektir. Ağaç sayısını bir polemik haline getirerek, ormanların yok olmasıyla kaybedilen kamusal zararın görülmesi engellenmektedir. Az veya çok, gereksiz tüm kamusal zararlar reddedilmeli, karar verme aşamasında, ormanların bugün ve gelecek için ürettiği tüm kamusal yararlar eksiksizce dikkate alınmalıdır. Proje alanını “Çanakkale’ye 35 km, Kaz Dağlarına 40 km, Çanakkale’nin içme suyunu sağlayan Atikhisar Barajına 14 km mesafededir bu sebeple olumsuz bir durum yoktur” şeklinde yapılan açıklamalar bir başka talihsizliktir. Bir orman sadece sınırları içerisinde etki yapan, değer üreten bir varlık değildir. Bu örnekte, Kaz dağları yöresel bir dağ silsilesi olup, ormanı, merası, tarım alanları ve yerleşim alanları ile bir bütündür. Bu bakımdan belirtilen maden sahasının bulunduğu alan önce bölgeden, ardından ilişkili diğer ekosistemlerden ayrı tutulamaz. Atikhisar Barajı maden çıkarılacak havzanın içinde yer almaktadır. Madenin yaratabileceği olası tüm olumsuzluklardan etkilenecek bir konumdadır. Baraj ve hidrolojik etkiler yanında, bütünleşik bir yapıda ve verimli ormanların bulunduğu bu bölgede 200 – 300 hektarlık devasa bir alanın, adeta doğal örtüyü tamamen kazıyarak bir maden işletmesi kurulduğunda, üstelik kimyasal metotlarla üretim yapıldığında, doğal hayatın doğrudan zarar göreceği kesindir. ÇED yönetmeliği 4.k bağlantılı Ek 5 1 g maddesi “Orman Kanunu uyarınca orman sayılan alanları” korunması gerekli alanlar arasında saymıştır. İdare Mahkemeleri, Danıştay ve Anayasa Mahkemesinin bu güne kadar kesinleşmiş bazı kararlarında “ÜSTÜN KAMU YARARI ÇEVRENİN KORUNMASIDIR” ilkesi belirlenmiştir. Orman alanlarında madencilik yapılabilmesi için, ormanların bugün ve gelecek için ürettiğinden daha üstün bir kamu yararının üretileceği kanıtlanmış olmalıdır. OGM’nin kendi Stratejik Planının 7.4 Tehditler (sayfa 40-41) başlığında da kabul ettiği gibi, ormanların kamu yararı var diye uzun süreli olarak başkaca kullanımlara tahsis edilmesi, ekosistem parçalılığı (fragmantasyon) yaratmakta ve tahsis edilmeyen ormanların varlığını da TEHDİT etmektedir. Cevher / atık oranı yüksek olan Altın madenciliği doğayı en fazla olumsuz etkileyen madencilik türüdür. Açık işletme sırasında, yaklaşık 1.5 gr altın için 3-4 ton su kirletilerek kullanılmakta ve ağır metalleri (cıva, arsenik, molibden, kadmiyum, vb.) açığa çıkarılmış yaklaşık 2 ton atık (pasa) doğaya ve havzaya bırakılmaktadır. Bu atıkların nasıl bertaraf edileceği, bertaraf etmenin veya etmemenin yaratacağı kamusal zararların kimlerce tazmin edileceği hiç tartışılmamakta, adeta gözlerden kaçırılarak, “ülke ekonomisine” katkı yapıldığı iddia edilmektedir. Yapılan bir araştırmada; “maden şirketleri neden oldukları yıkımın ört bas edilmesi için ellerindeki tüm silahları kullanmaktadır. Toplumun büyük bölümünün siyanür kullanılarak yapılan altın madeni işletmeciliğinin etkilerinin farkında olmadığı, madencilikten en çok etkilenen kesimin kırsal alanda, yaşayan topluluklar olduğu tespit edilmiştir. Yaşadığı bölgenin tahrip edilen yöre halkı genellikle bunun farkına varamamaktadır. Kendileri, aileleri veya komşuları hastalandıktan sonra durumu algılayabilmekte, farkında olsa da yürüttüğü mücadele bir sonuca ulaşamamaktadır. Sonuç olarak, siyanürle altın elde etme işlemine küresel düzeyde yeterince tepki gösterilmemektedir (Korte, 2000). Son yıllarda uluslararası sermaye özellikle doğa tahribatına neden olan termik santraller, nükleer santraller, büyük maden işletmeleri, çimento fabrikaları, vb tesisler için özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeleri ve özellikle orman alanlarını kuruluş yeri olarak seçmektedir. Beklentileri, geçmişte olduğu gibi, gelecekte de yaratacakları doğa tahribatlarının göz ardı edilmesidir. Türkiye’nin gelişme sorunları olabileceğini kabul ediyor fakat asla yapılan işin doğa, orman ve ülke geleceğine olumsuz etkilerini görmezden gelecek kadar umarsız kalmayı, “kamu yararına çalışan bir meslek örgütü olarak” asla kabul etmiyoruz. Yukarıda belirtilen gerçekler göz önüne alınarak, Kaz dağlarında onarılamaz tahribatlara neden olmadan, verilen izin iptal edilmesi, tıraşlanan orman alanının biran önce ağaçlandırılarak eski haline kavuşturulması gerektiğini düşündüğümüzü kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz. Başta meslektaşlarımız olmak üzere, tüm duyarlı kesimleri, ormanlarımıza zarar veren bu gibi uygulamalara karşı çıkmaya davet ediyoruz. Aynı zamanda Kamuoyunun büyük hassasiyet gösterdiği Kazdağları’nda madencilik konusunu, Orman Mühendisleri Odası genel merkezinin, kendi ifadeleriyle “dertlenerek Çanakkale'ye gidip arazi incelemesi yaparak halkımızı bilgilendirmek” istemesi ne kadar memnuniyet vericiyse, “bu konuda otorite kurum” olma iddiasındaki bir meslek örgütünün; verilen izni sadece izne konu alanla sınırlı bir bakışla ele alıp, orman içi ve dışı ekosistem ilişkilerini görmezden gelmesi, ağaç sayıları üzerinden yapılan polemiklerin bir parçası haline gelerek, ormanların yarattığı kamu yararının yok edilmesinden hiç söz etmemesi, ülke orman alanı artışlarının arkasına sığınarak, böylesi tahribatlara izin verilmediğinde hem orman alanının hem de ürettiği toplumsal faydaların daha da artabileceği gerçeğini halkımızın gözünden kaçırmaya çalışması, bir o kadar üzüntü vericidir. Bu konuda otorite olma iddiasındaki Orman Mühendisleri Odası Genel Merkezini, mesleki bilgi ve birikimlerimizi, etik değerlerimizi, doğaya, toplumumuza ve insanlığa karşı sorumluluklarımızı hatırlamaya davet ediyor, gelecek faaliyetlerinde, hukuki görünen her işlemin, meşru olmayabileceği gerçeğini görebilmelerini ümit ediyoruz. Kamuoyuna saygıyla sunulur. 8.8.2019

- TÜRKİYE ORMANCILAR DERNEĞİ

- TMMOB ORMAN MÜHENDİSLERİ ODASI İZMİR ŞUBESİ

- TARIM ORMAN İŞ SENDİKASI


10.8.2019

Bu yazı 306 kez okundu...