Ana Sayfa  »  Haberler  »  Haber Detay

Türkiye Çevre Sağlığı Görünümü Bildirisi

TÜRKİYE ÇEVRE SAĞLIĞI GÖRÜNÜMÜ
2018
ÇEVRE SORUNLARI SAVAŞ NEDENİ OLACAK

Türkiye Ormancılar Derneği tarafından duyurulan ve Dünya Çevre Sağlığı Günü dolayısıyla hazırlanan Türkiye Çevre Sağlığı Görünümü Bildirisi, acı gerçeğimizi yüzümüze çarpmaktadır.

Orman alanlarının ranta açılması nedeniyle 81 ilin 75’inde öldürücü hava kirliliği yaşanmakta, su kaynaklarımız kirlenmekte, denizlerimiz lağım çukuruna dönüşmekte, kanser ve salgın hastalıklarda anormal artışlar gözlenmektedir.

Ranta dayalı sistemle orman ve çevre talanı devam ederse, 2023 yılından itibaren Türkiye’de, başta büyük kentler olmak üzere, su kıtlığı baş gösterecek; hava kirliliği nedeniyle hasta, yaşlı ve çocuklarda toplu ölümler yaşanacak; doğal kaynakların paylaşımı nedeniyle çatışmalar ortaya çıkacak; psikolojik sorunlar yüzünden intiharlar yaşanacaktır.

27.5 MİLYON AİLENİN OKSİJENİ KESİLDİ

Orman ve Su İşleri Bakanlığı, uluslararası kuruluşlar ve Türkiye Ormancılar Derneği’nin verilerine göre, Türkiye’de son yıllarda maden ve turizm tahsisleri gibi ormancılık dışı kullanımlar nedeniyle yaklaşık 550 bin hektar (5,5 milyar metrekare) alanda orman örtüsü yok edildi. Bu alan, İstanbul’un yüzölçümünden daha fazladır. Bu alanda yok edilen ağaç sayısı ise 55 milyonun üzerindedir. İki ağacın 4 kişilik bir ailenin yıllık oksijen ihtiyacını karşıladığı düşünüldüğünde, yok edilen ormanlarımızla 27.5 milyon ailenin yıllık oksijeni kesilmiştir.

ORMAN YOKSA SU DA YOK

Yok edilen ormanlarla birlikte Türkiye artık su fakiri bir ülke konumuna gelmiştir. Zira ormandaki ağaçlar, kar ve yağmur biçimindeki yağışı yaprakları, dalları, gövdesi ve kökleri ile tutarak sel ve taşkınların oluşumunu önlemektedir. Son yıllarda özellikle Karadeniz, Trakya, Marmara, Kuzey Ege, İç Anadolu ve Akdeniz’de yağan yağmurlar sel suları olarak denize karışmaktadır. Yok edilen ormanlarla birlikte Türkiye’de, 2023 yılından itibaren su kıtlığı baş gösterecektir.

Su kıtlığı, gıda güvenliği, enerji güvenliği, yoksullukla mücadele, suya bağlı sağlık sorunlarında artış, ekonomik gelişmenin sürdürülebilir olmaması, iklim değişikliğine uyum ve biyoçeşitlilik kaybı gibi sorunları beraberinde getirecektir.

Ayrıca suyun ticarete konu her türlü ürünün üretilmesinde bir girdi olması, su darlığından üretim ve ticaretin olumsuz etkilenmesine, fiyatların fahiş düzeyde artmasına neden olacaktır.

ÇATIŞMA RİSKİ

Sayıları artırılan büyükşehirler, su ihtiyaçlarını artık komşu illerden, hatta İstanbul, Ankara, İzmir gibi mega kentler iki ya da üç il uzaktan sağlamaktadır. Su havzalarının güvenliği gerekçesiyle Sakarya, Bolu, Kocaeli, Manisa, Düzce, Karaman gibi illerin köylerinde dahi fiilen büyükşehirler söz sahibidir. Bu illerin kırsal alanlarında hayvancılık yapmak, süt kombinası kurmak, hatta tarla sulamak dahi büyükşehir yönetimlerinin inisiyatifine tabidir.

Havzalar arası su transferi sürdürülebilir bir çözüm değildir. Uzun vadede suyun alındığı havzada ekolojik, toplumsal ve ekonomik etkiler yaratması kaçınılmazdır.

Oysa Türkiye’nin en temiz su havzaları HES projeleri ile yok edilmektedir. DSİ verilerine göre 2018 itibarıyla 595 HES işletmededir. 83’ü inşa halinde ve 639 HES’in inşaatı yakında başlayacaktır.

Yakın gelecekte doğal kaynakların kullanım önceliği konusunda başta komşu iller olmak üzere şehirlerarası hatta bölgesel çatışmaların yaşanması kaçınılmazdır.

Çünkü su temini konusunda yaşanacak aksamalar toplum ve çevre sağlığını, gıda güvenliğini ve kalkınmayı olumsuz yönde etkileyecektir.

Su yoksa; yapılan fabrikaların, ekilen ürünlerin ve dikilen gökdelenlerin hiçbir anlamı yoktur.

80 MİLYONUN HAYATI TEHDİT ALTINDA

Türkiye nüfusunun yarısı, Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) hava kirliliğini ölçmek için kullandığı PM10 parametresine göre ölçümleri düzenli yapılan ve kirli kabul edilen illerde yaşamaktadır. İstanbul, Ankara, İzmir, Adana gibi büyük kentlerde yaşayanlar yılda 250 gün ölümcül kirli havayı solumaktadır.

Önlem alınmaz ve orman talanı devam ederse İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Amasya, Manisa, Bursa, Denizli, Niğde, Tekirdağ, Hatay, Yalova, Sivas, Kahramanmaraş, Kütahya, Sakarya, Kırklareli, İçel ve Samsun’da yaşayanlarda salgın hastalıklar ortaya çıkacak, solunum enfeksiyonu, kanser, erken bebek ölümleri ve sakat doğumlarda artış olacak, hasta, yaşlı ve çocuklarda toplu ölümler yaşanacaktır.

İSTANBUL’DA KANSER RİSKİ

Dev inşaat projeleri nedeniyle ormanlar yağmalanmakta, içme suyu havzaları kirletilmekte, yaşam alanlarındaki toz miktarı artmaktadır. Yüksek gökdelenler ve beton yığınları hava koridorlarını kapamakta, sıcaklığı artırmakta ve iklim değişikliğini tetiklemektedir.

Ayrıca İstanbul’da trafiğe kayıtlı araç sayısı 2000 yılında 1 milyon 217 bin iken 2018’de 3 milyon 571 bine çıkmıştır. İstanbul’daki araçlar 70 milyon metrekare alan kaplamaktadır. Bir milyon kamyon ve kamyonet her gün İstanbul’un havasına zehir ve toz taşımaktadır.

ATIK SORUNU

Türkiye’de yeraltı su kaynakları ve denizler bizzat belediyeler eliyle kirletilmektedir. Birçok kentte atıklar arıtılmadan çevreye bırakılmakta ve bu atıklar yeraltı su kaynaklarına sızmaktadır.

Büyükşehir yasasıyla birçok belediye kapatılmış ve bu yerleşimler merkeze bağlanmıştır. Merkeze bağlanan yerleşimlerin çoğunluğu kanalizasyon şebekesine bağlı değildir ve arıtması yoktur. Hatta merkeze uzak yerleşimlerde çöpler dahi toplanmamaktadır.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre bin 397 belediye, kanalizasyon şebekeleri ile toplanan 5 milyar metreküp atık suyun yüzde 40’ını denize, yüzde 48’ini akarsuya, yüzde 3’ünü baraja, yüzde 2’sini göl ve göletlere boşaltmıştır.

Üstelik bu atık suların ancak yüzde 45’i gelişmiş arıtmaya tabi tutulurken, biyolojik arıtma yapılan su miktarı sadece yüzde 30’dur.

ÇÖZÜM

Çevre sağlığı doğrudan insan sağlığını etkileyen bir konudur ve ertelenemez. Çevre sağlığı çalışmaları kamusaldır ve hastalıkları önleyici/sağlığı destekleyici bir ortam yaratmaya dönük olmalıdır.

Bu nedenle;

1. Hükümet ve belediyeler, odalar ile STK’ların görüşlerini dikkate almalı ve ortak bir acil eylem planı belirlemelidir.

2. Ormanları ranta açan inşaat, maden ve turizm tahsisleri gibi ormancılık dışı kullanımlar derhal durdurulmalıdır.

3. İnşaat halindeki HES projeleri bir an önce durdurulmalı, planlanan HES projeleri iptal edilmeli, ekosistem duyarlı yeni bir enerji politikası geliştirilmelidir.

4. Yoksul halka kalitesiz kömür dağıtımından derhal vazgeçilmeli, gerekiyorsa doğalgaz yardımı yapılmalıdır.

5. Şehir merkezlerindeki inşaat ve kentsel dönüşüm projeleri gözden geçirilmeli, çevre sağlığını tehdit edenler durdurulmalı ya da yıkılmalıdır.

6. Şehirlerdeki kamyon, kamyonet ve iş makinalarına yeni bir trafik düzeni ve emisyon standardı getirilmelidir.

7. Belediyelerin her bir su faturasından tahsil ettikleri ‘Atık Su Bedeli’nin amaç dışı kullanımı sıkı denetime tabi tutulmalı, gerekiyorsa merkezi idare eliyle o ilin atık su yönetiminde kullanılmalıdır.

8. Su arzının yerelden karşılanması yönünde alternatif projeler desteklenmelidir.

 

 


26.9.2018

Bu yazı 218 kez okundu...